Ana içeriğe atla

Tiyatro: "Çehov Makinası"

Öncelikle bu kalitede bir oyunu izlediğim için kendimi çok şanslı hissediyorum. Kendimi o kadar şanslı hissetimki, bu şansı tekrar elde edemem diye, dün oyuna yeniden gittim :) Fatma ile gitmek üzere sözleşmiştik ki, küçük bir karışıklıktan ötürü maalesef Fatma oyuna gelemedi, onun için çok üzgünüm, umarım en kısa zamanda görme şansı olur. Kime niyet kime kısmet dedikleri bu olsa gerek, oyuna Fatma yerine annemle gittik. Annem ilk perde de biraz sıkılsa da, ikinci perde de taşlar yerine oturunca, heyecan içinde gözünü kırpmadan izledi oyunu, oyundan çıktığımız da onun da büyülenmiş olduğunu gözlerinden anladım :)

Oyunun özünde, Cehov'u anlamak... vardı diyebiliriz. Anlayabildik mi orası tartışılır ama oyundan çıkan herkesin, Çehov'u kurcalama isteğiyle eve döndüklerine eminim. Acılarla yoğrulmuş karakterlerin, hangi halat-i ruheyeyle yaratıldığı anlatılmaya çalışılmış. Oyuna bir kurgu, öykü beklenerek gidilirse derin bir hüsranla karşılaşırsınız, zira oyunun ana teması, Ölüm döşeğindeki Cehov'un yarattığı karakterlerin, Cehov'la hesaplaşmasını ele alıyordu. Çehov'u bilen okuyan insanlar için oyunun daha manalı gelebilir fakat Çehov hakkında birşey bilmeyenin de oyundan çok şey alabileceğini düşünüyorum. Sahne tasarımı, ışık oyunları, müzikler ve kostümler herşey kusursuzdu. Yönetmen, Müge Gürman'ı ve emeği geçen herkesi gıyabında ayakta alkışladık.

Uğur Polat'ı izlemek çok isterdim, fakat ocak ayında jübilesini yapmış, kim bilir belki yeniden oynar ve izleme fırsatını bulurum. Bir birinden özel oyuncuların oynadığı bu şahene oyunda, emeği geçen herkesi sanata verdikleri katkıdan dolayı kutluyorum ve keşke ben de bir parçası olsaydım diye onları biraz kıskanıyorum :) Tek kelimeyle bir baş yapıt, görsel ve işitsel bir şölendi şahit olduklarımız... Bu muhteşem oyunu 10 lira izlemekte, herkese nasip olmayacak büyük bir nimet.










Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Mad Sea Beach Hotel

Mad Sea Beach Hotel, hayallerin gerçeğe dönüşemeyeceği yer :) Daha otele henüz girmiştikki, avazı çıktığı kadar bağıran bir kadın sesi bizi karşıladı (bu kadın sesini iki gün daha duyacağımızdan habersizdik). Resepsiyona gittik, bu yüksek sesli kadın, otel personeli oluyor kendisi, gelen müşterileri bildiğin azarlıyor. Yok efendim erken rezarvasyon yapan istediği odayı kaparmış, oda seçimi mümkün değilmiş bir sürü gürültü patırtı... Bu sırada bizim gelmemiz falan kadının umrunda değil, hoş geldiniz merhabalar falan bunlar zaten yok. Biraz daha tartıştıktan sonra, asık bir suratla isimlerimizi sordu, kimlik vs diğer çifti orada kaderine mahkum bırakıp, bize odamızı gösterdi. Odaya girer girmez, çok uzun süredir havasız kalmadan ötürü, çok fena bir koku karşıladı bizi. Odanın fotoğraflarla ilgisi yok, fotoğrafları sanırım balık gözü lensle çekmişler :) Daha böyle etrafa bakınıyordukki, o muhteşem ses yine avazı çıktığı kadar bağırmaya başlamıştı, gelen bir başka iki çiftle kavgaya tutuş…

Şam Kurabiyesi

Geçen gün ofisteki kafede bir kurabiye yedim aklım kurabiyede kaldı. Gerçi adı Şam Kurabiyesi ama tadı görüntüsü bildiğin kek :) Biraz araştırma yaptım baya bilinen, sevilen, popüler bir kurabiyeymiş, bu zamana kadar hiç duymamış olmama şaşırdım. Dün gece yapacaktım ama evde hiç birşey olmayınca bu geceye kaldı. Lezzeti nasıl mı oldu? nasıl desem hmmm harika :)


Malzemelerimiz şöyle; 100 gr margarin3 adet yumurta1,5 su bardağı şeker2,5 su bardağı un2 yemek kaşığı yoğurt1 paket kabartma tozu1 paket vanilya1 adet limonun rendesiyarım adet limon suyuyarım çay kaşığı tuzYapılışı: Margarin, şeker ve yumurtayı mikserle köpük köpük olana kadar yüksek devirde iyice çırpıyoruz. Ardından bütün malzemeleri ekleyip mikserle karıştırmaya devam ediyoruz. Kalıplara döküyoruz, önceden ısıtılmış 180 derecelik fırında yaklaşık 30 dakika pişiriyoruz.









Cevizli Tarçınlı Havuçlu Kek

Yıllarca havuçlu kek mi olur yahu diyip durdum, inadımdan da hiç yemeyi denemedim. Taaki bu kek börek işlerine merak sarana kadar... Annemin en sevdiği kektir, havuçlu kek yapsana ısrarlarına dayanamadım ve İnternet'ten bulduğum bir tarife göre yaptım. Tek kelimeyle mükemmel bir lezzet. Böylece ilk yediğim havuçlu kek, kendi yaptığım kek oldu :) Mükemmel olmuştu olmasına ama bir Starbucks'ta yediğim havuçlu kek değildi. İnat ettim araştırdım, aradım taradım çok çeşitli Sturbucks havuçlu kek tarifi buldum. En aklıma yatan tarifi denedim, fena olmadı.

Bir şeyler rendelerken sürekli olarak elimi kesdiğim için annem kıyamamış bana bir rende makinası almış. Aslında sadece rende yapmıyor bir çok şey kesip doğruyor. Öncelikle çok gerekli bir alet olmadığını düşünsem de kullandıkça oldukça pratik ve işlevsel olduğunu anladım. Bahsi geçen alet, Moulinex'in fresh express'i... Yanında bir de 50 pratik tarif kitabı var. Birazcık göz atma fırsatım oldu gerçekten pek pratik tarifler…